Arşiv Temmuz, 2009

Değerli Üyelerimiz ve Sevenlerimiz,

Konferans vermek üzere davet edildiğim ve çok sevdiğim Zonguldak’ta buranın en güçlü ailesinin bir ferdi olan Erdoğan Demir ve adamları tarafından kendi alışveriş merkezleri Demir Park’ta inanılmaz bir saldırıya uğradım. Tek suçum alışveriş merkezinde yasak olan sigara yasasını hatırlatmak ve beni dinlemediklerinde genelge gereğince ispatlamak için fotoğraf çekmekti.

Değerli Başbakanım,

Desteklediğiniz ve bizlerinde çok doğru bulduğumuz “kapalı alanlarda sigara yasaklarını” içeren yasa gereği bir yıldır alışveriş merkezlerinde bu ölüm çubuğunu kullanmak yasak.

Kamile Yılmaz’dan ‘Deve Dikeni’

Sırtçantam okurları, Kamile Yılmaz’ı Deve Dikeni başlığı altında yazdığı yazılardan tanırlar. Kamile Yılmaz; Burdur ve Antalya’da 28 yıl öğretmenlik yapmış bir eğitim emekçisidir. Bir amatör tiyatroda beş yıl oyunlar oynamış, “Çatallı Köy” oyunuyla da takdirname kazanmıştır.

Yazı: Kenan Oruç / 32. Sayı

Çatalzeytin – Ginolu / Kinolis

Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi’nde (Yıl: 2004, sayı: 21/2, sayfa: 171–194), Cumhuriyet Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nden Dr. Erdal Eser’in bilimsel yazısını okurken tanıdık bir yerden söz ettiğini anladım. Yazı “Kinolis (Ginolu) Kalesi” başlığını taşıyordu. Burası her yıl Karadeniz kıyısında gezerken önünden geçtiğimiz küçük köy, doğal liman ve arkadaki kale olmalıydı.

Yazı ve Fotoğraf Sinan Kılıç / 33. Sayı

Kartepe’de Sonbahar

Kartepe, Armutlu Yarımadası’ndan, Sakarya ilindeki Geyve Boğazı’na dek uzanan bir dağ silsilesinin en yüksek noktasının ( 1.602 m.) bulunduğu bölgenin ismidir. Kuzeyde İzmit Körfez’i ve Sapanca Gölü, güneyde ise Gemlik Körfezi, Gemlik Ovası ve İznik Gölü ile sınır teşkil eder. Samanlı Dağları’nın uzunluğu 130 km, genişliği 30 km dolayındadır.

Yazı ve Fotoğraflar: İsmail Şahinbaş / 31. Sayı

Begonvil (Gelin Duvağı)

Begonvile Antalyalılar “gelin duvağı” der. Bu ad ona çok yakışır. Şimdilerde gelinlerin duvağı beyaz olsa da, eskiden gökkuşağı gibiydi. Her renk ipek poşilerin, gelinin başının üstünden bağlanarak, renkli sarmaşıklar gibi sarkardı. Kırmızı, mor, sarı, yeşil, mavi, pembe renkli ipek örtüler öyle dikkat çekiciydi ki, gelin görünmese de, duvak göz alıcıydı. Böylesi renkli görüntüsüyle begonvil “gelin duvağı” adını hak ediyor.

Yazı ve Fotoğraf: Kamile Yılmaz

Gideros’un Saklı Koyu

Birkaç yıldır Türkiye’nin en doğusu ile en batısı arasında yaptığımız yolculuklarda Karadeniz sahilinden geçiyoruz. Doğu’dan batıya doğru Sinop’tan sonra yol daralıyor, tam bir orman yoluna dönüyor. Genişletilip yok edilmeden önce geçmeli o yollardan. Çünkü herkes el birliği etmiş, nedense bu güzelim yolun genişletilmesine çalışıyor. Karadeniz’in tadına hiç varmadan, Sarp’tan Edirne’ye bir çırpıda geçip gidivermek istiyorlar…

Yazı ve Fotoğraflar: Sinan Kılıç / 31. Sayı

İnka Yolu

İlk İnka kentlerinden Pachacamac, 4 mil karelik bir alan içinde kerpiç harabelerden, güneş ve ay tapınaklarından oluşuyor. Pachacamac’ta sürdürülen kazılar, Kolomb öncesi dönemde eski Peru’da inşa edilen gizemli piramitlerin sırlarını açığa çıkarıyor. Arkeolojik kalıntılar ve mezarların geniş bir alana yayıldığı Pachacamac’ta, ölüler, geçmişe dair öyküler anlatıyor.

Yazı ve Fotoğraflar: Buket Şahin/ 31. Sayı

Bir Kent Sorunu: Dilencilik

Günümüzde dilencilik başta büyük kentler olmak üzere bütün kentlerin temel sorunlarından biri durumuna gelmiştir. Öyle ki, bu mesele sempozyumlara konu olabilecek bir boyut kazanmış durumdadır. Nitekim geçtiğimiz Ekim ayında İstanbul Büyükşehir Belediyesi, dilencilik sempozyumu düzenlemek zorunda kaldı. Bir Kent Sorunu: Dilencilik Sorunlar Ve Çözüm Yolları adı ile yapılan sempozyumda dilencilik meselesi bütün boyutlarıyla tartışıldı ve çözüm önerileri üzerinde duruldu. Bu noktadan hareketle biz de bu sayıdaki yazımızı dilencilik meselesine ayırmaya karar verdik.

Yazi ve Fotoğraf: Dr. Mehmet Demirtaş / 32. Sayı

Karaköy İskelesi’nin Başına Gelenler

31. Sayı

İstanbulluların ve İstanbul’a gelenlerin çok yakından tanıdığı ve günde binlerce kişinin gelip geçtiği Karaköy İskelesi artık yok. 21 Kasım gecesi Haliç’in karanlık sularına gömülen iskelenin daha sonra Tuzla Tersanesi’ne çekildiğini öğrendik. Olayın ardından kim kusurlu? Hata var mı? Lodos fırtınasından mı battı? Gibi sorular ortaya çıktı. İDO yetkilileri televizyonlarda kendilerinde bir kusur omadığını anlatmaya çalıştılar.



photo gallery


TEKNO-LOG