Arşiv Ağustos, 2009

Karadeniz’in Derdi Bitmiyor…

12082009_5

Hidro Elektrik Santralleri (HES’ler), çöp toplama alanları ve yağmur yağdıkça yıkılan sahil yolu gibi pek çok sorunu bulunan Karadeniz; bu kez doğayı katletme pahasına yapılmak istenen dağ yolları inşaatıyla gündeme geldi…
Haber: Uğur Biryol

Nesli Tükenmekte Olan Oyunlar Şişli %100 Ekolojik Pazar’da Yeniden Hayat Buluyor

10082009_103

15 Ağustos’tan itibaren her Cumartesi günü Şişli % 100 Ekolojik Pazar’da, saat 10.00–17.00 arasında, ahşap oyuncak atölyeleri düzenlenecek. Anne-babalar alışverişlerini yaparken çocuklar kendi oyuncaklarını yapmayı ve nesli tükenmekte olan oyunlar oynamayı öğrenecekler.

Haber ve Fotoğraflar: Buğday Ekolojik Yaşam Dergisi

Akdeniz’in Koynunda Yazmak

Akdeniz’in koynunda yaşarken yazmamak mümkün mü? Akdeniz, mavi bir atlas gibi önümüzde uzanırken insan daha kolay yazma isteği duyuyor. Ben her gün denize doğru yaptığım yürüyüşlerimden eve dönerken, kafamdan en az bir kaç öykü geçiyor, coşuyorum.

AŞK YAĞMURU

Bugünlerde Antalya’nın havasında portakal çiçeği kokusu savruluyor. İnsanın başı dönüyor. Sabah bu güzel kokuyu ciğerlerine doldurunca, bütün sıkıntıları kovabilecek, sorunları çözebilecek, hatta krizi bile alt edebilecek denli güçlü duyumsuyor insan. Bu, mevsimin ve bahar kokusunun gücü.

BİR YILDIZ KAYDI

Sıcak yazların, ılık gecelerinde, sırt üstü yatıp lacivert gökyüzünü gözlerken, ne denli mutluysam, bir yıldız kayıverince de o denli mutsuz olurum. Sanki o yıldız mavi göğünden istemeden ayrılmış, birden bire vatansız kalmıştır. Sevdiklerinden ayrılmıştır benim için. Ayrılmak sözcüğü bile yeter duygulanmama. Hele geri dönüşsüz ayrılıklar daha da acıtır içimi. Ama bir de ölümsüzler var ki, onlardan ayrılmak, onları unutmak, ölümlerinden bahsetmek sadece komik olur. Onlar ölmezler. Yalnızca görevi devrederler. Ama yaşamayı sürdürürler. Artık onları öldürmeye kimsenin gücü yetmez.

“Cam Kesiği Gülüşlerdir Kanayan”

Şiddet, anlatmaktan da duymaktan da bıkıp usandığımız konu. Okuyanların “Bu kadın başka konu yazmaz mı, ya da bilmez mi?” Diye belki de yakındıkları bir konu. Ama sızlayan yaranın sızısını nasıl duymazdan gelebilirim? Kanayan yerimi nasıl görmezden gelebilirim? Ünlü bir söz var ya “Sokakta bir dilenci varsa, gülmeye hakkınız yok” diye.

Çocuklar Bu Günümüz Olmalı

Bugüne dek “Çocuklar geleceğimizdir” söylemiyle yaşadık. Ama o gelecek bir türlü gelemedi. Gelemeyince de biz erteledikçe erteledik. Zaten ertelemeyi çok severiz. Ben kendi adıma söyleyeyim, ertelemeyi çok severim. Ne denli tez canlı olsam da bugünün işini yarına bırakmak en büyük kusurumdur. Bu alışkanlık yaygın olduğundan mıdır, yoksa tembelliğimizden mi bilinmez, en çok ertelediğimiz konu çocuklarımızdır. Gelin vazgeçelim bu gelecek olayından ve çocuklarımız, bugünümüz olsun. Artık sıra onlara da gelsin.

DERENİN KUŞUNU, DERENİN TAŞI İLE VURMAK

Erguvan zamanı şimdi. Bilmem dikkatinizi çekti mi? Erguvan diğer ağaçlar gibi tek renk çiçek açmaz. Hemen hemen bütün renkleri bir çiçeğinin içinde barındırır. Erguvan çiçeğine “mor” demek gelir içimden, ama mor değil. Pembe desen değil, içinde moru, pembesi, beyazı, kırmızısı v.b. renkleriyle kendine has bir ağaçtır.

Emekli Günü Kutlu Olsun

Haziran ayının 30. günü Emekli Günü’ymüş. Benim yeni haberim oldu. Genelde emeklilerin de haberinin olduğunu sanmıyorum. Ama yine de sağ olsunlar emeklileri de düşünmüşler, “Herkesin günü var, haydi sizin de olsun” demişler. Bu lütuf emeklileri çok sevindirmiştir umarım!

Fıstık Çamları

Dirmil’de yaşarken kendime bahçeli bir ev yapmıştım. Planı- programı bana aitti. Bahçesi oldukça geniş, içinde her türlü diyebileceğim çiçek ve ağaç vardı. Dirmillilere evlerinin önünü çiçeklendirmeyi öğretmiştim (Bunu onlar söyledi bana). Bahçeme bir de fıstık çamı diktim. O sırada oradan geçmekte olan bir ormancı “Yanına bir daha dikmezsen meyve vermez” dedi.



photo gallery


TEKNO-LOG