
Geçenlerde bir arkadaşım “Gel şöyle dışarıda bir çay içelim” dedi. Her zaman böyle şeyler söylemeyen birisi olduğundan, biraz şaşırdım, ama çok da sevindim. Yazıların arasına bazen öyle bir dalıyorum ki, ne göğün mavisini, ne de ormanın yeşilini görüyorum. İşte öyle sıkıldığım bir gündü. Atladık arabaya, arkadaş inadına gideceğimiz yer hakkında bilgi vermiyor. Yalnızca gülümseyerek arabayı [...]
Tem 18 2011 | Kategori
Kamile YILMAZ |
devam »

Çocukluğumda kadınların sokak ortasında ölesiye dövüldüğüne çok kereler tanık oldum. Köylü için bu davranışlar olağandı, ama benim için hiçbir zaman olağan olmadı. Hep tepki gösterdim, gücüm yetmedi, ama haksızlık olduğunu biliyordum. Benim gibi elbette yanlış bulanlar vardı, ama güçlüden yana olmak tehlikesiz gibi duruyordu. Çoğunluk güçlüden yanaydı. ‘Odun yaranla, karı dövenin yanına varılmaz’ sözüne sığınıyorlardı. [...]
Tem 11 2011 | Kategori
Kamile YILMAZ |
devam »

Ülkemizde hiç yaşamadan ölen kadınları sayabilsek, gerçekten yaşayabilenler azınlıkta kalırdı. Bunu yürekten anlayabilmek için kadın olmak gerekir. Birçok erkek arkadaşım yazılarımı okuduğunda, abarttığımı söyler, çünkü o bunu fark edemez. Fark etmek için, farkında olmak gerekir. Farkında olmak için de yaşamak. Zaten bizde çok az kişi empatiyi kullanır. Kullanabilseydik, sorunlarımızın çoğunu çözerdik. ‘Bir zincir, en çürük [...]
Tem 6 2011 | Kategori
Kamile YILMAZ |
devam »

ANSAN (Antalya Sanatçılar Derneği) Bu yıl, Akdeniz Öykü Günleri’nin 11. sini gerçekleştirdi. Üç gün boyunca, öykü pınarından çağıl çağıl öykü söyleşileri aktı. Gerek duyanlar tasını doldurdu. Söyleşiler, oldukça verimli, dolu dolu geçti. Salona gelenler kıvandı, mutlandı. Elbette eksikliklerimiz de vardı. Örneğin, Konyaaltı Belediyesi’nin Kitap Fuarı’nda ANSAN’ın standı olmalıydı. Üniversite öğrencileri de salonda bulunmalıydı. Bu tür [...]
Ara 20 2010 | Kategori
Kamile YILMAZ |
devam »

Güz gelince, her şey rengini değiştiriyor. Ağaçların yaprakları giderayak olanca güzelliğini bize sunuyor, sanki yeni doğuyormuş gibi ölürken de süsleniyor. Güneş her işi bırakıp bulutları renkten renge boyuyor. Gökyüzünün maviliği ise görülmemiş durulukta. Hele bunları bir de Elmalı ‘Bağbozumu’nda izlerseniz, Likya’da yaşadığınızı sanır, ekmeğinizi şaraba batırmadan yiyemezsiniz, şarabın adı da ‘Likya Şarapları’ ise, çoktan tarihe doğru yolculuğa çıkmışsınızdır.
Eki 4 2010 | Kategori
Kamile YILMAZ |
devam »

Eylülün sonuna geldik, havalar ılıdı, geceler serinledi, okullar açıldı. Daha ilk günden veliler, öğrenciler şaşkın, öğretmenler yorgun. Oysa hep birlikte coşkulu, heyecanlı olmamız gerekmez mi?
Eyl 28 2010 | Kategori
Kamile YILMAZ |
devam »

Bu hafta her zamankinden daha telaşlı geçti. İnsanların birbiriyle konuşacak, tartışacak, dalaşacak konuları vardı, Referandum. Halk anlamını daha yeni öğrendi. Her ne denli halka ‘Evet, hayır, boykot’ diye tercihler sunulsa da, içeriğinden çoğu habersizdi.
Eyl 15 2010 | Kategori
Kamile YILMAZ |
devam »

Yazın sonuna geldik, aslında bitirdik, ama söz konusu Antalya olunca, Eylül her ne kadar güz ayı olsa da, yazın en güzel zamanıdır. Havanın sıcaklığı dayanılır bir hal almıştır. Nem büyük oranda rüzgâra kapılmıştır, güneş ısıtır, ama yakmaz. Tam deniz zamanı, Antalya zamanıdır. İşte böylesi bir günde, Pazar gün ANSAN’ın salonunda acının paneli vardı.
Eyl 8 2010 | Kategori
Kamile YILMAZ |
devam »

Mine çiçeği, birçok küçük çiçeğe verilen bir addır. Latince adı, verbena officinalistir. ‘Söz veya kelime’ anlamına gelir. 250 Türü vardır. Asıl vatanı Akdeniz’dir ama dünyanın her yerinde yetişir. Asıl mine çiçeği ise, doğada kendi kendine yetişen, baharın ilk açan çiçeklerinden olan minik çiçekli bir örtücü bitkidir. Çimen gibi toprağı örten kısacık boylu, mavi, kiremit rengi, sarı, beyaz, pembe çiçekler açan bir bitki.
Ağu 21 2010 | Kategori
Kamile YILMAZ |
devam »
Deniz mevsimi gelince, Antalyalıların uzaklardan gelen konukları olur. Benim de öyle. Çoğu özlemden olsa da denizin rolü önemlidir. Onun sayesinde sevdiklerimize kavuşuruz. Onların kalabildiği sürece birlikte denize gideriz, ya da gitmek isteriz. Konyaltı’nda oturanların bu anlamda daha şanslı olduğu düşünülür.
Ağu 16 2010 | Kategori
Kamile YILMAZ |
devam »